Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez - André Gide

Bildiğiniz gibi Facebook’un kuruluş ve gelişme öyküsünü konu alan Sosyal Ağ(The Social Network) ABD’de 1 Ekim’de ülkemizde de 22 Ekim Cuma günü Türkçe altyazılı olarak gösterime girdi. Bir süredir merakla beklediğim 121 dakikalık filmi haftasonu izleme fırsatı buldum. Filmin özetinden ziyade dikkatimi çekenleri paylaşmak istiyorum.

The Social Network, Harvard öğrencisi Mark Zuckerberg’in kulüplere ve toplulukların ilgisini interaktif girişimine nasıl çekeceğini keşfetmesiyle başlıyor. Popüler kulüplere kabul edilmeyen biri olduğu için hırsını kendi iç dünyasında büyüten Zuckerberg, öğrenci gruplarını internette biraraya getirerek gerçek hayatta elde edemediği popülariteyi sanal ortamdaki başarısıyla kazanıyor.

Hayatını kapsayan projede idealine bir adım daha yaklaşmak için her geçen gün mantıksal değişimler yaşayan Zuckerberg, ”Paylaşım” fikrini projenin tam ortasına konumlandırıyor ve geliştiriyor. Sosyal ağının bilinirlik kazanmasıyla popülaritesi artan M. Zuckerberg, bir yandan popülerliğin tadını çıkarırken öte yandan da kısıtlı bütçeyle çaba sarf etmenin zorluğunu da yaşıyor.

Projeyi tasarlarken beklentilerini henüz kurgulamadığını gördüğümüz Zuckerberg, üye sayısının hızla artmasıyla hedeflerini belli oranlarda belirliyor. Zaten Facebook’un global anlamda dalga dalga yayılmasın ardından gelen yatırımlarla birlikte şirketin değeri milyon dolarlar seviyesine yükseliyor.

Yönetmen David Fincher, projeyi birlikte yürüten arkadaşların arasındaki ilişkinin ticari endişelerle nasıl zedelendiğini bence başarıyla aktarmış. Facebook’un kurucusu Zuckerberg’in, şirketin ilk CFO’su Eduardo Saverin ve aralarına sonradan katılan iş ortakları Sean Parker ile yaşadığı ikilemler özellikle sektörel anlamda ders çıkarılabilecek öğeler içeriyor.

M. Zuckerberg’in açılan davalara karşı yer yer umursamaz tavırlar sergilediğini görüyoruz. Winklevoss kardeşler tarafından iddia edilenin aksine o kimsenin projesini çalmadığını, yalnızca esinlendiği fikirleri geliştirerek farklılaştırdığına inanıyor. Açılan dava sonucunda Facebook’un ConnectU firmasına 2009 yılında $65.000.000 tazminat ödemesine karar verildiğini de hatırlatmakta fayda var.

Filmde Facebook’un trafiğinin hızla artarak global anlamda fenomen haline geldiği dönemde ekibin yaşadığı heyecana yeterince yer verilmediğini ve özellikle kulüp partilerine daha çok zaman ayrıldığını gözlemledim.

Kısacası filmde internet dünyasının içerisinde ne gibi fırsatları barındırdığı gayet özendirici olarak özetlenmiş. İlk gösterimden bu yana sosyal ağlarda filmle ilgili yapılan yorumlara göz attığımda şimdiden birçok girişimcinin filmden aldıkları gazla işe koyulduklarını duydum.

Sektöre dair ince detaylar yakalamayı ümit eden herkese ”The Social Network”ü izlemelerini tavsiye ederim.

”Sosyal Ağ” filminin fragmanını izleyebilirsiniz:


Filmle ilgili fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

Hepinize iyi haftalar..

 
This site is using Web Stats, created by emailextractor14.com